Faydalı Bitkilerle Sağlık
28 Şubat 2015 Cumartesi
İltahaplara doğal çözüm
Ülkemizde adi papatya , babunç , tıbbi papatya yada sadece papatya adlarıyla bilinir .İthal edilen bir diğer papatya türü olan Alman Papatyası papatya çayı içirilebilir .
Özellikle , kramplarda ve karın ağrılarında ! Papatya çiçeği , gaz birikiminde , ishalde , deri döküntülerinde , mide rahatsızlıklarında ve balgamlanmalarda yardım eder . Ayrıca , adet görme aksaklıklarında , adet görememe hallerinde ve daha başka nitelikteki , dölyatağı (rahim) şikayetlerinde , uykusuzluk , testis iltihabı , yüksek ateş , yara ve diş ağrılarında yardımcı olur . Papatya , terletici , sakinleştirici ve kramp çözücü etkilere sahip olmasının yanı sıra , her tür iltihaplanmalarda ve özellikle mukoza iltihaplarında dezenfeksiyon ve iltihap kurutucu olarak kullanılır . Göz ve gözkapağı iltihaplarında , kaşıntılı ve akıntılı deri döküntülerinde dıştan kompres ve yıkama olarak , diş ağrısında gargara olarak ve ayrıca yaraların yıkanmasında papatya çayı içiniz ; kalbiniz zarar görmeden , hemen sakinleşeceksiniz . Ağrılı bölgelere , kurutulmuş papatya ile doldurulmuş sıcak yastıklar koymak (Bitki Yastığı) da özellikle önerilir .
Yatıştırıcı etki içeren papatya banyoları ve yıkanmaları da tüm sinir sistemini en iyi biçimde etkiler . Ağır hastalıklardan , bitkinlik hallerinden sonra kendinizi çok iyi hissetmeye başlayacak ve rahatlayacaksınız . Yüz ve cilt güzelliği bakımında da papatyayı unutmamalısınız . Kaynatılmış bitki suyu ile haftada bir kere yüzünüzü yıkayacak olursanız , cildinizin nasıl tazelendiğini ve sağlıklı bir renk kazandığını göreceksiniz . Saç bakımında da , özellikle saçları açık renk olanlar , kaynatılmış papatya suyu kullanmalıdırlar . Böyle yıkanacak olurlarsa , saçlarınız güzelleşecek ve göz okşayıcı parlaklık kazanacaktır .
Papatya merhemi , basura karşı kullanılabilir . Bu merhem , ayrıca yaraların tedavisinde de kullanılır . Papatya buğusu kullanarak , nezle ve sinüzit kısa sürede iyileştirilebilir . Bu tür bir tedaviden sonra , doğal olarak , hemen soğuk havaya çıkmamak gerekir . Antik çağda bile , sinir ağrıları ve romatizma , papatya yağı ile masaj yapılarak tedavi ediliyordu . Eski bitki kitaplarında yazdığına göre , papatya yağı , organların yorgunluğunu alır ve kaynatılmış bitki lapası hasta mesanenin üstüne uygulandığında , ağrıları hafifletir .
23 Şubat 2015 Pazartesi
Kimyasal Peeling Nedir
Kimyasal peeling nedir ve kimyasal peeling nasıl yapılır, zararlı mıdır merak ediyorsanız yazımızı okuyabilirsiniz.
Kimyasal peeling tedavisi cildin genç ve diri bir görünüm almasını sağlayan, ve aynı zamanda da sivilce lekeleri, cilt lekeleri ve ciltteki kırışıklıklar için tedavi olanağı sunan bit çözüm yöntemidir. Kimyasal peeling in temel amacı, cildin nefes almasını sağlayarak cilt gençleştirmeyi başarabilmektir. Şimdi bir çok kişinin kafasındaki temel sorular olan kimyasal peeling nedir, kimyasal peeling nasıl uygulanır, kimyasal peelingin faydaları zararları veya olası yan etkileri varsa nelerdir bunlara göz atalım.
Kimyasal Peeling Nedir
Kimyasal peeling, derinin en dışındaki tabakanın ve bu tabakada birikmiş olan toksinlerin özel bir takım kimyasal maddeler kullanarak soyulması işlemine verilen isimdir. Kimyasal piling sürecinde kullanılan kimyasal solüsyon, cilde zarar vermeyen son derece güvenilir malzemeden imal edilmesi gerekmektedir. Kimyasal peeling tedavisi sonucunda cildin ölü ve yaşlı tabakası soyulmakta ve bunun yerine daha genç ve canlı bir tabaka ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan da kimyasal peeling ile ciltteki gözenekleri kapayan ölü doku temizlendiği için cildin altındaki dokularda biriken toksinler kolaylıkla cilt dışına atılacaktır. Bu toksinlerin selülit, cilt kırışması, ciltte kahverengi lekeler ve sarkmalar gibi değişik sorunlara yol açtığı bilinmektedir.
Kimyasal peeling işlemi güzellik merkezleri ve özel sağlık kuruluşlarında yapılabildiği gibi evde de uygun malzeme ve biraz tecrübe ile pekala başarılabilir. Ancak evde kullanılacak olan kimyasal peeling solüsyonunun derişiminin seyrek olması gerekmektedir. Kuvvetli etkiye sahip solüsyonların uzman doktor eliyle kullanılmasında fayda vardır. Zira bilinçsiz kullanım durumunda kimyasal peelingin faydaları yerine zararları ve yan etkileri ortaya çıkabilmektedir.
Kimyasal Peeling Olası Yan Etkileri
Kimyasal peeling in içerisindeki kimyasal maddelerin yoğun olması, bu estetik güzelleşme ve gençleşme yönteminin yan etkiler ortaya koymasına da neden olabilmektedir. Yersiz ve bilinçsiz kullanım durumunda ciltte lekeler, pigment eksiklikleri ciltte solma ve kan toplama gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Şayet kimyasal peeling ciltteki derin lekeler veya yara izi tedavisi için kullanılacaksa bu durumda tedavi öncesinde bu maddelerin hastalarda alerji oluşturup oluşturulmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Kimyasal Peeling Çeşitleri
Kullanılan kimyasal ajana bağlı olarak kimyasal peeling değişik çeşitlere ve uygulama yöntemleriine ayrılmaktadır:
Alfa Hidroksi Asitler (AHA)
Bu türdeki kimyasal maddeler, karboksilik asitler şeklinde doğada şekerli besinlerde ve sütte bulunur. Alfa hidroksi asit, kimyasal peeling işleminin en hafif türünü oluşturur ve özellikle ciltteki ölü deriyi kaldırmak ve soymak için kullanılır. Kırışıklık gidermek ve cilt lekelerinden kurtulmak için alfa hidroksi asit pek yarar sağlamaz. Bu uygulama ciltte kızarıklık ve hafif tahrişe neden olabilmektedir.
Beta Hidroksi Asitler (BHA)
Alfa hidroksi aside iyi bir alternatif olan beta hidroksi asitler özellikle sivilce lekeleri için fayda sağlamakta ve sivilcelere çözüm tedavisi sunmaktadır. Bunun nedeni ise beta hidroksi asidin sebum salgısını kontrol etmesi ve cilt gözeneklerinin diplerine ulaşmasıdır.
Retinoik Asit
Bu asit türü ile yapılan kimyasal peeling kesinlikle bir plastik cerrah tarafından uygulanmalıdır. Çünkü retinoik asit BHA ya göre cildin daha derin dokularına nüfuz etmekte ve özellikle yara izleri, cilt lekeleri, yaşlılık lekeleri, sivilce izleri, sivilcelerin neden olduğu ciltteki çukurlar ve derin izler, yüzdeki kırışıklıklar, kaz ayağı kırışmaları gibi popüler cilt lekeleri ve kırışık sorunlarına kesin çözüm olabilmektedir. Tabi bunun için birden fazla kimyasal peeling seansı gerekebilir.
Trikloroasetik asit
Özellikle cildin derin dokularına nüfuz eden kimyasal peeling uygulamaları için % 50 lik konsantrasyonlar kullanılabilmektedir. Ancak % 35 ve fazla derişime sahip olan trikloroasetik asit uygulamaları yara izlerine neden olabilme riski taşıdığı için derin cilt lekeleri ve yara izleri için uygulanması tavsiye edilmektedir. Ancak esmer tenli kişilerde trikloroasetik asit uygulaması yerine aşağıda bahsedeceğimiz fenol maddesi ile kimyasal soyma işlemi gerçekleştirilmesi uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir.
Fenol
Fenol en güçlü kimyasal peeling ajanıdır. Bu madde ile yapılan kimyasal peeling uygulamalarının etkisi yıllar boyu devam etmektedir. Normal şartlarda tek bir seansta bile hafif ve orta derecedeki kırışıklıklar ve cilt lekeleri kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Güneş lekelerine doğal çözüm amacıyla da kullanılan fenol tedavisi süresince cildin güneşten korunması tavsiye edilmektedir.
Kimyasal Peeling Faydaları Nelerdir
Kimyasal peeling cildin görünümünü güzelleştirir ve gençlik aşısı etkisi yaratır. Sivilce izleri, kırışıklıklar, hamilelik lekeleri, güneş lekeleri melazma gibi değişik cilt sorunlarına karşı etkin tedavi imkanı sağlar.
Kimyasal Peeling Zararları Nelerdir
Netice olarak düşük yoğunluklu da olsa asit uygulaması ile cildin dış tabakalarının soyulmasının hedeflendiği kimyasal peeling uygulamalarında uzman kişilere ve güzellik merkezlerine giderek bu tedaviyi yaptırmanız tavsiye edilir. Acemi ellerde cildinizde iyileşmesi zor yara izleri ortaya çıkabilir.
Kimyasal peeling tedavisi cildin genç ve diri bir görünüm almasını sağlayan, ve aynı zamanda da sivilce lekeleri, cilt lekeleri ve ciltteki kırışıklıklar için tedavi olanağı sunan bit çözüm yöntemidir. Kimyasal peeling in temel amacı, cildin nefes almasını sağlayarak cilt gençleştirmeyi başarabilmektir. Şimdi bir çok kişinin kafasındaki temel sorular olan kimyasal peeling nedir, kimyasal peeling nasıl uygulanır, kimyasal peelingin faydaları zararları veya olası yan etkileri varsa nelerdir bunlara göz atalım.
Kimyasal Peeling Nedir
Kimyasal peeling, derinin en dışındaki tabakanın ve bu tabakada birikmiş olan toksinlerin özel bir takım kimyasal maddeler kullanarak soyulması işlemine verilen isimdir. Kimyasal piling sürecinde kullanılan kimyasal solüsyon, cilde zarar vermeyen son derece güvenilir malzemeden imal edilmesi gerekmektedir. Kimyasal peeling tedavisi sonucunda cildin ölü ve yaşlı tabakası soyulmakta ve bunun yerine daha genç ve canlı bir tabaka ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan da kimyasal peeling ile ciltteki gözenekleri kapayan ölü doku temizlendiği için cildin altındaki dokularda biriken toksinler kolaylıkla cilt dışına atılacaktır. Bu toksinlerin selülit, cilt kırışması, ciltte kahverengi lekeler ve sarkmalar gibi değişik sorunlara yol açtığı bilinmektedir.
Kimyasal peeling işlemi güzellik merkezleri ve özel sağlık kuruluşlarında yapılabildiği gibi evde de uygun malzeme ve biraz tecrübe ile pekala başarılabilir. Ancak evde kullanılacak olan kimyasal peeling solüsyonunun derişiminin seyrek olması gerekmektedir. Kuvvetli etkiye sahip solüsyonların uzman doktor eliyle kullanılmasında fayda vardır. Zira bilinçsiz kullanım durumunda kimyasal peelingin faydaları yerine zararları ve yan etkileri ortaya çıkabilmektedir.
Kimyasal Peeling Olası Yan Etkileri
Kimyasal peeling in içerisindeki kimyasal maddelerin yoğun olması, bu estetik güzelleşme ve gençleşme yönteminin yan etkiler ortaya koymasına da neden olabilmektedir. Yersiz ve bilinçsiz kullanım durumunda ciltte lekeler, pigment eksiklikleri ciltte solma ve kan toplama gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Şayet kimyasal peeling ciltteki derin lekeler veya yara izi tedavisi için kullanılacaksa bu durumda tedavi öncesinde bu maddelerin hastalarda alerji oluşturup oluşturulmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Kimyasal Peeling Çeşitleri
Kullanılan kimyasal ajana bağlı olarak kimyasal peeling değişik çeşitlere ve uygulama yöntemleriine ayrılmaktadır:
Alfa Hidroksi Asitler (AHA)
Bu türdeki kimyasal maddeler, karboksilik asitler şeklinde doğada şekerli besinlerde ve sütte bulunur. Alfa hidroksi asit, kimyasal peeling işleminin en hafif türünü oluşturur ve özellikle ciltteki ölü deriyi kaldırmak ve soymak için kullanılır. Kırışıklık gidermek ve cilt lekelerinden kurtulmak için alfa hidroksi asit pek yarar sağlamaz. Bu uygulama ciltte kızarıklık ve hafif tahrişe neden olabilmektedir.
Beta Hidroksi Asitler (BHA)
Alfa hidroksi aside iyi bir alternatif olan beta hidroksi asitler özellikle sivilce lekeleri için fayda sağlamakta ve sivilcelere çözüm tedavisi sunmaktadır. Bunun nedeni ise beta hidroksi asidin sebum salgısını kontrol etmesi ve cilt gözeneklerinin diplerine ulaşmasıdır.
Retinoik Asit
Bu asit türü ile yapılan kimyasal peeling kesinlikle bir plastik cerrah tarafından uygulanmalıdır. Çünkü retinoik asit BHA ya göre cildin daha derin dokularına nüfuz etmekte ve özellikle yara izleri, cilt lekeleri, yaşlılık lekeleri, sivilce izleri, sivilcelerin neden olduğu ciltteki çukurlar ve derin izler, yüzdeki kırışıklıklar, kaz ayağı kırışmaları gibi popüler cilt lekeleri ve kırışık sorunlarına kesin çözüm olabilmektedir. Tabi bunun için birden fazla kimyasal peeling seansı gerekebilir.
Trikloroasetik asit
Özellikle cildin derin dokularına nüfuz eden kimyasal peeling uygulamaları için % 50 lik konsantrasyonlar kullanılabilmektedir. Ancak % 35 ve fazla derişime sahip olan trikloroasetik asit uygulamaları yara izlerine neden olabilme riski taşıdığı için derin cilt lekeleri ve yara izleri için uygulanması tavsiye edilmektedir. Ancak esmer tenli kişilerde trikloroasetik asit uygulaması yerine aşağıda bahsedeceğimiz fenol maddesi ile kimyasal soyma işlemi gerçekleştirilmesi uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir.
Fenol
Fenol en güçlü kimyasal peeling ajanıdır. Bu madde ile yapılan kimyasal peeling uygulamalarının etkisi yıllar boyu devam etmektedir. Normal şartlarda tek bir seansta bile hafif ve orta derecedeki kırışıklıklar ve cilt lekeleri kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Güneş lekelerine doğal çözüm amacıyla da kullanılan fenol tedavisi süresince cildin güneşten korunması tavsiye edilmektedir.
Kimyasal Peeling Faydaları Nelerdir
Kimyasal peeling cildin görünümünü güzelleştirir ve gençlik aşısı etkisi yaratır. Sivilce izleri, kırışıklıklar, hamilelik lekeleri, güneş lekeleri melazma gibi değişik cilt sorunlarına karşı etkin tedavi imkanı sağlar.
Kimyasal Peeling Zararları Nelerdir
Netice olarak düşük yoğunluklu da olsa asit uygulaması ile cildin dış tabakalarının soyulmasının hedeflendiği kimyasal peeling uygulamalarında uzman kişilere ve güzellik merkezlerine giderek bu tedaviyi yaptırmanız tavsiye edilir. Acemi ellerde cildinizde iyileşmesi zor yara izleri ortaya çıkabilir.
22 Şubat 2015 Pazar
Kulaktan Kan Gelmesi Nedenleri
Kulaktan kan gelmesi önemli bir rahatsızlığın sebebidir ve böyle bir durumda doktora gidilmesi gerekir.
Kulaktan kan gelmesi ciddiye alınması gereken bir kulak rahatsızlığı olup kulaktan kan akması durumuna tıpta otoraji adı verilmektedir. Kulaktan kan gelme durumlarında ya kafaya gelen şiddetli bir darbe, yaralanma veya travma neticesinde oluşan kafa kırıklarından şüphe edilmeli, şayet böyle bir durum yoksa da kulağa su kaçması veya dış kulaktan kulak zarına sokulan sivri ve delici maddelerden şüphe edilmelidir. Kulak zarı delinmesi ve kafatası kırıkları genellikle kulaktan kan gelmesine neden olan dış etkenler arasında en sık karşılaşılanlardır. Kulaktan kan yerine bazen de şeffaf veya hafif kanlı bir su kıvamında sıvı da gelebilmektedir. bu durumda ise omirilik sıvısı veya beyin sıvısından şüphe edilmelidir. Bu ciddi durumda da kafatası kırıkları, kulaktan sıvı gelmesinin en yaygın nedenleridir.
Kulak içerisinde görülen bir takım aşınmalar ve ülser benzeri yaralar ile kulak içinde görülen tümörler de kulaktan kan akması nedenlerindendi.
Kulaktan Kan Gelmesi Nasıl Tedavi Edilir ?
Aniden kulaktan kan akıyor ise acilen vakit geçirmeden doktora muayene olmanızda fayda vardır. Bazı kişilerde gece uykusunda da kulaktan kan gelebilir. Bu durum oldukça ciddi bir takım sağlık riskleri olduğunun önemli bir belirtisidir.
Kulaktan kan gelmesi ciddiye alınması gereken bir kulak rahatsızlığı olup kulaktan kan akması durumuna tıpta otoraji adı verilmektedir. Kulaktan kan gelme durumlarında ya kafaya gelen şiddetli bir darbe, yaralanma veya travma neticesinde oluşan kafa kırıklarından şüphe edilmeli, şayet böyle bir durum yoksa da kulağa su kaçması veya dış kulaktan kulak zarına sokulan sivri ve delici maddelerden şüphe edilmelidir. Kulak zarı delinmesi ve kafatası kırıkları genellikle kulaktan kan gelmesine neden olan dış etkenler arasında en sık karşılaşılanlardır. Kulaktan kan yerine bazen de şeffaf veya hafif kanlı bir su kıvamında sıvı da gelebilmektedir. bu durumda ise omirilik sıvısı veya beyin sıvısından şüphe edilmelidir. Bu ciddi durumda da kafatası kırıkları, kulaktan sıvı gelmesinin en yaygın nedenleridir.
Kulak içerisinde görülen bir takım aşınmalar ve ülser benzeri yaralar ile kulak içinde görülen tümörler de kulaktan kan akması nedenlerindendi.
Kulaktan Kan Gelmesi Nasıl Tedavi Edilir ?
Aniden kulaktan kan akıyor ise acilen vakit geçirmeden doktora muayene olmanızda fayda vardır. Bazı kişilerde gece uykusunda da kulaktan kan gelebilir. Bu durum oldukça ciddi bir takım sağlık riskleri olduğunun önemli bir belirtisidir.
21 Şubat 2015 Cumartesi
Kekik Çayı ile Zayıflama
Kilo verdiren bir başka bitkide kekik çayıdır.Kilo verdirmenin yanı sıra bir çok faydası vardır.
Kekik çayı şifalı bir bitkisel çay ve ülkemizde bolca yetiştirildiği için son derece şanslıyız. Kekik bitkisinin vücuda olan değişik faydalarına değineceğimiz bu yazımızda aynı zamanda kekik çayı zayıflatırmı sorusuna da yanıt vereceğiz. Ayrıca kekik çayının yapımı, nasıl demlenir ve hazırlanır gibi sorulara yanıtlar vereceğiz.
Vücut yağlarını eriten kekik çayı, aynı zamanda sindirimi çalıştırır ve sindirim sisteminin fazladan kalori harcamasına katkı sağlar. Aşağıda da ayrıntılı bir biçimde anlatacağımız gibi kekik çayı toksin atıcı özelliği nedeniyle de metabolizmayı hızlandırır ve zayıflama egzersizleri yapabilmeniz için gerekli enerji seviyesini kazanmanıza yardımcı olur. Yağ yakan bitki çayları olarak bilinen mate çayı, yeşil çay, ada çayı, ve elbette kekik çayı gibi çaylar kilo vermede son derece fayda sağlamaktadır. Kekik Çayı Zayıflamak için kullanıcaksa özellikle hanımların adet döneminde kullanılmaması gerekir. Zira adet döneminde kekik çayı kullanımı, kadın vücudu ödem tuttuğu için gereken etkiyi göstermeyecektir.
Kekik Çayının Faydaları Nelerdir
Kekik çayı oldukça etkili bir toksin atıcı bitki çayıdır. Hücrelerin enerji üretimi ve metabolizma neticesinde vücudun her yerinde biriken zehirli ajanlar, toksinler olarak adlandırılır. Bu toksinler ter ve boşaltım yoluyla vücuttan atılır. Toksinlerin vücudu yaşlandırıcı ve metabolizma hızını azaltan bir takım zararları vardır. Yorgunluk, bitkinlik gibi bir takım belirtilere neden olabilen toksinler aynı zamanda kilo alınmasına da neden olmaktadır. Bu yönüyle vücuttan toksin atan kekik çayı bir yönüyle dinçlik kazandırırken diğer yandan da zayıflamaya yardımcı olurlar.
Kekik çayının yararları arasında iştah açıcı olması, sindirimi kolaylaştırması ve midede gaz, gastrit ve ülsere iyi gelmesi gibi bir takım faydalar sayılabilir. Ağrılı adet kanamalarına iyi gelen kekik çayı, adet kanamasını dengeleyen ve adet sancılarına doğal çözümler sunan bir bitkisel çaydır. Özellikle adet öncesi dönemde görülen şiddetli regl öncesi kramplar ve adet ağrılarını gidermek ve hafifletmek için bitki çayı kullanımı eski çağlardan beri bilinen ve bir çok kadın tarafından uygulanan bir bitkisel çözüm kürüdür. Kekik çayı, damar açıcı bitki çayları içerisinde bilinen bir çaydır. Damar çeperlerinde kan şekeri, kolesterol ve trigliserid gibi tıkayıcı ajanların yıkıcı etkilerini en aza indirir. Öksürüğe bitkisel çözüm sunan kekik çayı üst solunum yolları, bademcik iltihabında tedavi edici bitkisel çay ve ağız gargarası olarak boğazı hafifletmek amacıyla kullanılır.
Kekik Çayının Zararları Yan Etkileri
Kekik çayı, hamilelikte düşük yapmak için kullanılan bir bitki çayıdır. Aşırı miktarda tüketildiğinde kekik çayı bebek düşürücü etki oluşturabildiği için hamile kadınların içmesi sakınca yaratabilmektedir.
Kekik Çayının Hazırlanışı ve Yapılışı
1 çay kaşığı kekik bir bardak kaynar suyla haşlanır ve 8 dakika demlenir. Günde 2 veya 3 bardak kekik çayı, aç karnına ya da öğün aralarında, soğutulmadan yudumlanarak içilir.
Yeni mahsül ve dalında kurutulmuş demet biçiminde olanlar alınmalıdır. Renginin canlı, kokusunun keskin olmasına dikkat edilmelidir.turkeyarena.net Kekik çayı hazırlanırken kekik kaynatılmamalıdır. Aksi takdirde içindeki en önemli etken madde olan Thymolun kaybı meydana gelir.
Kekik çayı zayıflamak için kullanımı ve yararları video izle
Kekik çayı şifalı bir bitkisel çay ve ülkemizde bolca yetiştirildiği için son derece şanslıyız. Kekik bitkisinin vücuda olan değişik faydalarına değineceğimiz bu yazımızda aynı zamanda kekik çayı zayıflatırmı sorusuna da yanıt vereceğiz. Ayrıca kekik çayının yapımı, nasıl demlenir ve hazırlanır gibi sorulara yanıtlar vereceğiz.
Vücut yağlarını eriten kekik çayı, aynı zamanda sindirimi çalıştırır ve sindirim sisteminin fazladan kalori harcamasına katkı sağlar. Aşağıda da ayrıntılı bir biçimde anlatacağımız gibi kekik çayı toksin atıcı özelliği nedeniyle de metabolizmayı hızlandırır ve zayıflama egzersizleri yapabilmeniz için gerekli enerji seviyesini kazanmanıza yardımcı olur. Yağ yakan bitki çayları olarak bilinen mate çayı, yeşil çay, ada çayı, ve elbette kekik çayı gibi çaylar kilo vermede son derece fayda sağlamaktadır. Kekik Çayı Zayıflamak için kullanıcaksa özellikle hanımların adet döneminde kullanılmaması gerekir. Zira adet döneminde kekik çayı kullanımı, kadın vücudu ödem tuttuğu için gereken etkiyi göstermeyecektir.
Kekik Çayının Faydaları Nelerdir
Kekik çayı oldukça etkili bir toksin atıcı bitki çayıdır. Hücrelerin enerji üretimi ve metabolizma neticesinde vücudun her yerinde biriken zehirli ajanlar, toksinler olarak adlandırılır. Bu toksinler ter ve boşaltım yoluyla vücuttan atılır. Toksinlerin vücudu yaşlandırıcı ve metabolizma hızını azaltan bir takım zararları vardır. Yorgunluk, bitkinlik gibi bir takım belirtilere neden olabilen toksinler aynı zamanda kilo alınmasına da neden olmaktadır. Bu yönüyle vücuttan toksin atan kekik çayı bir yönüyle dinçlik kazandırırken diğer yandan da zayıflamaya yardımcı olurlar.
Kekik çayının yararları arasında iştah açıcı olması, sindirimi kolaylaştırması ve midede gaz, gastrit ve ülsere iyi gelmesi gibi bir takım faydalar sayılabilir. Ağrılı adet kanamalarına iyi gelen kekik çayı, adet kanamasını dengeleyen ve adet sancılarına doğal çözümler sunan bir bitkisel çaydır. Özellikle adet öncesi dönemde görülen şiddetli regl öncesi kramplar ve adet ağrılarını gidermek ve hafifletmek için bitki çayı kullanımı eski çağlardan beri bilinen ve bir çok kadın tarafından uygulanan bir bitkisel çözüm kürüdür. Kekik çayı, damar açıcı bitki çayları içerisinde bilinen bir çaydır. Damar çeperlerinde kan şekeri, kolesterol ve trigliserid gibi tıkayıcı ajanların yıkıcı etkilerini en aza indirir. Öksürüğe bitkisel çözüm sunan kekik çayı üst solunum yolları, bademcik iltihabında tedavi edici bitkisel çay ve ağız gargarası olarak boğazı hafifletmek amacıyla kullanılır.
Kekik Çayının Zararları Yan Etkileri
Kekik çayı, hamilelikte düşük yapmak için kullanılan bir bitki çayıdır. Aşırı miktarda tüketildiğinde kekik çayı bebek düşürücü etki oluşturabildiği için hamile kadınların içmesi sakınca yaratabilmektedir.
Kekik Çayının Hazırlanışı ve Yapılışı
1 çay kaşığı kekik bir bardak kaynar suyla haşlanır ve 8 dakika demlenir. Günde 2 veya 3 bardak kekik çayı, aç karnına ya da öğün aralarında, soğutulmadan yudumlanarak içilir.
Yeni mahsül ve dalında kurutulmuş demet biçiminde olanlar alınmalıdır. Renginin canlı, kokusunun keskin olmasına dikkat edilmelidir.turkeyarena.net Kekik çayı hazırlanırken kekik kaynatılmamalıdır. Aksi takdirde içindeki en önemli etken madde olan Thymolun kaybı meydana gelir.
Kekik çayı zayıflamak için kullanımı ve yararları video izle
20 Şubat 2015 Cuma
Deve Dikeninin Faydaları
Deve dikeni ve bu bitkiden elde edilen deve dikeni tohumu, ülkemizin de dahil olduğu akdeniz coğrafyasında ve daha geniş tabirle orta kuşak boyunca yer alan bir çok ülkede ve coğrafyada yetişen bir bitkidir. Hatta denebilir ki anadolunun doğal bitki örtüsü olarak kabul edilen birkaç karakteristik bitkiden bir tanesidir. Yol kenarlarında doğal biçimde yetişebilen deve dikeni bitkisinin tohumunun şifavi bir takım özellikleri nedeniyle değişik hastalıklara karşı iyileştirici etkisi ve sağlığa bir takım faydaları ile bilinen bir bitkidir. Deve dikeninin faydaları günümüzde yapılan detaylı araştırmalar ile daha fazla ortaya çıkarken bu bitkinin ilaç biçiminde kullanımının tarih öncesi çağlara uzandığına ilişkin veriler vardır. Roma döneminde hekimlerin ilaç yapmada faydalandıkları bir kaç bitkiden birisi olan deve dikeni ve bu bitkiden elde edilen deve dikeni suyu, safra taşı düşürmek için, içindeki silmarin maddesi dolayısıyla siroz, hepatit gibi karaciğer hastalıklarına bitkisel çözüm üretmek amacıyla, bazı ilaçların zehirleyici etkilerini bertaraf edebilmek için, ve hatta kanseri önleyen bitkiler olması hasebiyle kansere bitkisel çözüm amacıyla, hepatoksisite, besin zehirlenmesi, hazımsızlık ve karaciğer enzimlerinin yüksek değerlerini düşürmek için kullanılan, sağlığa faydaları çok yönlü olan bir bitkidir.
SARILIĞA BİTKİSEL ÇÖZÜM
Deve dikeni sarılık tedavisinde de bir hayli işe yaramaktadır. Doğal çözümler ile sarılık tedavisi yapmak isteyenler için uzmanlar deve dikeni kürünü öneriyorlar. Ayrıca anne sütünü arttıran bitkiler arasında deve dikeni oldukça özel bir yere sahiptir. Bunalım ve depresyon şikayetleri olan kişilerin dertlerine deva olan deve dikeni zehirlenmeye iyi gelen bir bitkidir. Zehirlerin genelde karaciğerde toplanması nedeniyle toksik maddelerin karaciğerden atılmasını hızlandıran silmarin enzimi safra üretimini teşvik etmekte ve bu sayede vücuttaki toksinlerin daha hızlı bir biçimde vücuttan atılımını sağlayan bir tür salgıdır.
DEPRESYONA BİTKİSEl ÇÖZÜM
Deve dikeni aynı zamanda depresyona iyi gelen bitkiler arasında sayılmaktadır. Bunalım ve depresyon şikayetlerini kronik bir biçimde yaşayan kişilerin deve dikeni tohumu tüketmelerinde yarar bulunmaktadır. Doğal antidepresan etkiye sahip olan deve dikeni özellikle mantar zehirlenmeleri ile zehirli toksik etkileri olan kimyasal maddelerden kaynaklanan zehirlenmelerde vücuttan toksin atımına yardımcı olmaktadır. 20. yüzyılın 2. yarısında almanlar tarafından deve dikeninden elde edilmesi başarılan silmarin etken maddesi, silibinin, silidianin, slybin, silicristin gibi devedikeninde bulunan flavanoidlerden bir tanesi olup aynı zamanda kanser önleyici (antikanser) etkiye de sahiptir. Özellikle japon bilim adamları tarafından yapılan araştırmalar neticesinde kadınlarda sıkça görülen meme kanseri ve rahim kanseri gibi kanser türlerinin deve dikeni ile büyük oranda önlenebilmekte ve hastalığın diğer vücut dokularına sıçraması % 90 a yaklaşan oranlarda engellenebilmektedir.
Deve dikeninin zararları ve yan etkileri nelerdir?
Deve dikeni fazla miktarda kullanıldığında müshil etkisi gösterebilmektedir. Bu laksatif (ishal) etki çok şiddetli olmamakta ve hafif seyretmektedir. Her ne kadar anne sütünü artırıcı etkisi olsa da sıvı kaybına neden olduğu için emziren ya da hamilelerde doktor izni olmaksızın kullanılması oldukça tehlikeli sonuçlara neden olabilmektedir. Diğer yandan deve dikeni ketokenozol, itrakenazol,triamsilon türü etken madde içeren ilaçların etkisini azaltabilmektedir. Deve dikeninin kullanımında günlük olarak 400 mg dan fazla tüketilmemesi tavsiye edilmektedir. Önerilen günlük doz miktarı ise ortalama olarak 200-400 mg arasıdır.
Deve dikeninde bulunan besinler: Deve dikeninde sağlığa faydaları bakımından son derece önemli yararları olan flavoliguan, silimarin, silibinin, silidyanin, silikristinin, siliadrin, silibinom, tokoferol sterolleri, kolestrol, kapestrol, atigmesterol, taksifolin, kuarsetin, apigenin, linoleik asit, palmitik asit gibi önemli bir takım bitkisel kimyasallar bulunmaktadır.
23 Ekim 2012 Salı
Yüzdeki deri yanmasi nasil gecer
Yüzdeki yada derideki yanıklara bitkisel yöntemlerle çözüm bulabilirsiniz.Ancak yanıklar derinse kendiniz evde herhangi bir şey uygulamadan öncelikle doktorunuza başvurun.
Yanık Nedir: Kaynar su ya da buhar, kuru ısıyla yanmak, alev, elektrik akımı ya da kimyasal maddelerle haşlanmak yanmaktır. Yanıklar yakalan dokunun derinliğine göre sınıflandırılır.
1. Yüzeysel Deri kızarıp, içi sıvı dolu kabarcıklar belirir.
2. Kısmi Kalınlık: Derinin çoğu yıkılmış olmakla birlikte, ufak deri alanları sağlam kaldığından, buralardan yeni deri dokusu oluşabilir.
3. Tam Kalınlık: Deri tamamen yakalmış ve yanık, derialtı dokularını da etkilemiştir. Bu sınıflama, yanmış olan deri miktarına göredir. Bunun nedeni yanığın tehlikesinin, yakalmış deri miktarıyla orantılı olmasıdır.
1. sınıf yanıklar, ender olarak tehlikelidir, fakat çok ağrılıdır. 2.ve 3. sınıf yanıklar, vücut yüzeyinin üçte birinden fazlasını etkisine almışsa, yanık alanından su ve tuz kaybı olduğundan, ölüm tehlikesi vardır. Buna ek olarak, şok ve enfeksiyon olasılığı da sayılmaktadır.
İlk Yardım: Yanıklar steril ya da temiz bir bezle örtülür. Kazaya uğramış kişi, ılık tutulur, sıcak içecekler verilir ve hemen hastaneye taşınır. Ancak acil olarak doktor yardımı sağlanamaması durumunda, yanığın üstündeki bezler, hafif tuzlu bir suda ıslatılıp, yanık üzerine iyice yerleştirilir ya da hasta az tuz eklenmiş bir ılık banyo içinde tutulur.
Hafif yanıklar için en uygun tedavi, yanığı gazla örtmektir. İçi sıvı dolu kesecikler oluşursa, bunlara dokunmamak gerekir.
Genellikle, iki tedavi yöntemi vardır. Yanığı iyice sarıp kapatmak, ya da açık tutmaktır.
Aşağıdaki öneriler hafif yanıklar için olup uygulanırken yaranın antiseptik maddelerle temizlenmiş olması gerekmektedir. Bunlar, yaraların iyileşmesini geciktirdiklerinden dikkatli kullanılmaları gerekmektedir.
Ağır yanıklarda mutlaka büyük bir sağlık kuruluşunun yanık tedavi merkezine başvurmak gerekmektedir.
Öneriler: Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış şalgam katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış leylak katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış ciğer otu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış pancar katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç ince kıyılmış ebegümeci (yaprağı) katılıp bitkiler çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp on iki saat kadar buzdolabında bekletilir.
Ertesinde buzdolabından alman tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Bir litre suyun içine ince kıyılmış bir avuç huş ağacı (püskül ve yapraklar) katılıp kaynatılmasının ardından iyice süzülerek içine daldırılacak steril bir gazlı bezle yanık yarasının üzeri sarılır. Bu pansumanı her gün yenilemek lazımdır.
* Bir miktar lahana yaprağı mikser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır. Bu işlemi sürekli yenilemek gerekmektedir.
* Bir miktar kaynar suda on dakika kadar bırakılmış ıspanak mikser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır.
* Steril bir gazlı bezin arasına yeni demlenmiş ve süzülmüş çay posası koyulup gazlı bez yanığın üzerine yatırılır ve gazlı bez kurudukça üzerine süzülmüş olan çay suyu dökülüp bez yeniden nemlendirilir.
* Bir miktar kaynar zeytinyağında on dakika kadar bırakılmış marul yaprağı mikser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır.
* Bir miktar izlanda yosunu bir şişenin boğazına kadar doldurulur ve üzerine ağzına kadar saf zeytinyağı eklenerek, ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra şişe iki hafta boyunca güneş görebileceği veya sıcak bir yerde bekletilir. Yanığın üzerine, her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Bir miktar böğürtlen yaprağı bir sacın ya da yağsız bir tavanın üzerinde kavrulup, havanda dövülmek suretiyle toz haline getirildikten sonra bu toza sulu bir merhem olacak kadar bezir yağı katılıp yanığın üzerine sürülür.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç ince kıyılmış havacıva katılıp bitkiler çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp on iki saat kadar buzdolabında bekletilir.
Ertesinde buzdolabından alınan tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Bir miktar güneş altında toplanmış bin bir delik otu bir şişenin boğazına kadar doldurulur ve üzerine ağzına kadar bezir yağı eklenerek, ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra şişe 2-3 hafta boyunca güneş görebileceği veya sıcak bir yerde bekletilip şişenin içindeki yağ kırmızı bir renk aldıktan sonra bir tülbent yardımıyla paşası da sıkılmak suretiyle temiz bir şişeya aktarılır. Yanığın üzerine, her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Yanığın büyüklüğüne göre aynı oranda sirke ile domates salçası iyice karıştırılıp yanığın üzerine sürülür.
* Dört çorba kaşığı susam yağı ile bir çorba kaşığı kına iyice karıştırılıp içine batırılacak steril bir gazlı bezle yanık sarılır,
* Bir litre suyun içine bir avuç börülce katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek içine batırılacak steril bir sargı bezi ile yanık sarılır.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç ince kıyılmış aynısefa (saplan, yapraklan ve çiçekleri) katılıp bitkiler çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp on iki saat kadar buzdolabında bekletilir.
Ertesinde buzdolabından alınan tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Yanm litre suyun içine bir avuç ayva çekirdeği atılıp su buharlaşana ve içindeki malzeme lapamsı bir hal alana kadar kaynatılıp, ince gözenekli ve temiz bir tülbentten süzülerek elde edilen lapa söz konusu yanık bölgenin üzerine sürülür.
* Bir miktar kaynar suda on dakika kadar bırakılmış pazı mikser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır.
* Bir miktar gelincik bir şişenin boğazına kadar doldurulur ve üzerine ağzına kadar saf zeytinyağı eklenerek, ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra şişe iki hafta boyunca güneş görebileceği veya sıcak bir yerde bekletilir. Yanığın üzerine, her gün tekrarlanarak sürülür.
* Bir adet (yanığın büyüklüğüne göre çoğaltılabilir) çiğ yumurta beyazı ile yarım çay bardağı zeytinyağı iyice karıştırılıp yanığın üzerine sürülür.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç arpa katılıp çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp içine bir kahve fincanı soğan suyu ilave ettikten sonra on iki saat kadar buzdolabında bekletilir.
Ertesinde buzdolabından alınan tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Yarım litre suyun içine bir kahve fincanı nişasta katılıp kısık ateşte sulu bir lapa haline gelene kadar sürekli karıştırılır ve ılımasının ardından yanığın üzerine sürülür.
Yanıkları Yumuşatacak Bir Krem Ya Da Merhem Var mı.?
Kaynar suyla elimi yaktım. Mutfak telâşı içinde herhalde herkesin başına aynı şey geliyordur. Bunu yumuşatacak bir krem ya da merhem yok mu?
Son yıllarda öğrendik M, yanıklar için en güzel ev ilaçlarından biri, yanık yeri hemen buz gibi soğuk suya daldırmaktır.
Bu, hemen birdenbire bir iyilik sağlar ve iddiaya göre, çabuk iyileşmeye kavuşmada rol oynar. Yanık yeri türlü türlü yağlı merhemler ve kremlerle örtmek konusunda eğilimler çoktur, fakat bundan kaçınılmalıdır.
Genellikle, bu yağlan temizlemek için doktor bir hayli uğraşır. İlk yardımda, birçok iş yapmaktansa, az ve yavaş tedavi yapmak daha iyidir.
Yanık Nedir: Kaynar su ya da buhar, kuru ısıyla yanmak, alev, elektrik akımı ya da kimyasal maddelerle haşlanmak yanmaktır. Yanıklar yakalan dokunun derinliğine göre sınıflandırılır.
1. Yüzeysel Deri kızarıp, içi sıvı dolu kabarcıklar belirir.
2. Kısmi Kalınlık: Derinin çoğu yıkılmış olmakla birlikte, ufak deri alanları sağlam kaldığından, buralardan yeni deri dokusu oluşabilir.
3. Tam Kalınlık: Deri tamamen yakalmış ve yanık, derialtı dokularını da etkilemiştir. Bu sınıflama, yanmış olan deri miktarına göredir. Bunun nedeni yanığın tehlikesinin, yakalmış deri miktarıyla orantılı olmasıdır.
1. sınıf yanıklar, ender olarak tehlikelidir, fakat çok ağrılıdır. 2.ve 3. sınıf yanıklar, vücut yüzeyinin üçte birinden fazlasını etkisine almışsa, yanık alanından su ve tuz kaybı olduğundan, ölüm tehlikesi vardır. Buna ek olarak, şok ve enfeksiyon olasılığı da sayılmaktadır.
İlk Yardım: Yanıklar steril ya da temiz bir bezle örtülür. Kazaya uğramış kişi, ılık tutulur, sıcak içecekler verilir ve hemen hastaneye taşınır. Ancak acil olarak doktor yardımı sağlanamaması durumunda, yanığın üstündeki bezler, hafif tuzlu bir suda ıslatılıp, yanık üzerine iyice yerleştirilir ya da hasta az tuz eklenmiş bir ılık banyo içinde tutulur.
Hafif yanıklar için en uygun tedavi, yanığı gazla örtmektir. İçi sıvı dolu kesecikler oluşursa, bunlara dokunmamak gerekir.
Genellikle, iki tedavi yöntemi vardır. Yanığı iyice sarıp kapatmak, ya da açık tutmaktır.
Aşağıdaki öneriler hafif yanıklar için olup uygulanırken yaranın antiseptik maddelerle temizlenmiş olması gerekmektedir. Bunlar, yaraların iyileşmesini geciktirdiklerinden dikkatli kullanılmaları gerekmektedir.
Ağır yanıklarda mutlaka büyük bir sağlık kuruluşunun yanık tedavi merkezine başvurmak gerekmektedir.
Öneriler: Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış şalgam katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış leylak katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış ciğer otu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış pancar katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç ince kıyılmış ebegümeci (yaprağı) katılıp bitkiler çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp on iki saat kadar buzdolabında bekletilir.
Ertesinde buzdolabından alman tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Bir litre suyun içine ince kıyılmış bir avuç huş ağacı (püskül ve yapraklar) katılıp kaynatılmasının ardından iyice süzülerek içine daldırılacak steril bir gazlı bezle yanık yarasının üzeri sarılır. Bu pansumanı her gün yenilemek lazımdır.
* Bir miktar lahana yaprağı mikser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır. Bu işlemi sürekli yenilemek gerekmektedir.
* Bir miktar kaynar suda on dakika kadar bırakılmış ıspanak mikser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır.
* Steril bir gazlı bezin arasına yeni demlenmiş ve süzülmüş çay posası koyulup gazlı bez yanığın üzerine yatırılır ve gazlı bez kurudukça üzerine süzülmüş olan çay suyu dökülüp bez yeniden nemlendirilir.
* Bir miktar kaynar zeytinyağında on dakika kadar bırakılmış marul yaprağı mikser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır.
* Bir miktar izlanda yosunu bir şişenin boğazına kadar doldurulur ve üzerine ağzına kadar saf zeytinyağı eklenerek, ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra şişe iki hafta boyunca güneş görebileceği veya sıcak bir yerde bekletilir. Yanığın üzerine, her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Bir miktar böğürtlen yaprağı bir sacın ya da yağsız bir tavanın üzerinde kavrulup, havanda dövülmek suretiyle toz haline getirildikten sonra bu toza sulu bir merhem olacak kadar bezir yağı katılıp yanığın üzerine sürülür.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç ince kıyılmış havacıva katılıp bitkiler çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp on iki saat kadar buzdolabında bekletilir.
Ertesinde buzdolabından alınan tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Bir miktar güneş altında toplanmış bin bir delik otu bir şişenin boğazına kadar doldurulur ve üzerine ağzına kadar bezir yağı eklenerek, ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra şişe 2-3 hafta boyunca güneş görebileceği veya sıcak bir yerde bekletilip şişenin içindeki yağ kırmızı bir renk aldıktan sonra bir tülbent yardımıyla paşası da sıkılmak suretiyle temiz bir şişeya aktarılır. Yanığın üzerine, her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Yanığın büyüklüğüne göre aynı oranda sirke ile domates salçası iyice karıştırılıp yanığın üzerine sürülür.
* Dört çorba kaşığı susam yağı ile bir çorba kaşığı kına iyice karıştırılıp içine batırılacak steril bir gazlı bezle yanık sarılır,
* Bir litre suyun içine bir avuç börülce katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek içine batırılacak steril bir sargı bezi ile yanık sarılır.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç ince kıyılmış aynısefa (saplan, yapraklan ve çiçekleri) katılıp bitkiler çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp on iki saat kadar buzdolabında bekletilir.
Ertesinde buzdolabından alınan tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Yanm litre suyun içine bir avuç ayva çekirdeği atılıp su buharlaşana ve içindeki malzeme lapamsı bir hal alana kadar kaynatılıp, ince gözenekli ve temiz bir tülbentten süzülerek elde edilen lapa söz konusu yanık bölgenin üzerine sürülür.
* Bir miktar kaynar suda on dakika kadar bırakılmış pazı mikser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır.
* Bir miktar gelincik bir şişenin boğazına kadar doldurulur ve üzerine ağzına kadar saf zeytinyağı eklenerek, ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra şişe iki hafta boyunca güneş görebileceği veya sıcak bir yerde bekletilir. Yanığın üzerine, her gün tekrarlanarak sürülür.
* Bir adet (yanığın büyüklüğüne göre çoğaltılabilir) çiğ yumurta beyazı ile yarım çay bardağı zeytinyağı iyice karıştırılıp yanığın üzerine sürülür.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç arpa katılıp çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp içine bir kahve fincanı soğan suyu ilave ettikten sonra on iki saat kadar buzdolabında bekletilir.
Ertesinde buzdolabından alınan tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Yarım litre suyun içine bir kahve fincanı nişasta katılıp kısık ateşte sulu bir lapa haline gelene kadar sürekli karıştırılır ve ılımasının ardından yanığın üzerine sürülür.
Yanıkları Yumuşatacak Bir Krem Ya Da Merhem Var mı.?
Kaynar suyla elimi yaktım. Mutfak telâşı içinde herhalde herkesin başına aynı şey geliyordur. Bunu yumuşatacak bir krem ya da merhem yok mu?
Son yıllarda öğrendik M, yanıklar için en güzel ev ilaçlarından biri, yanık yeri hemen buz gibi soğuk suya daldırmaktır.
Bu, hemen birdenbire bir iyilik sağlar ve iddiaya göre, çabuk iyileşmeye kavuşmada rol oynar. Yanık yeri türlü türlü yağlı merhemler ve kremlerle örtmek konusunda eğilimler çoktur, fakat bundan kaçınılmalıdır.
Genellikle, bu yağlan temizlemek için doktor bir hayli uğraşır. İlk yardımda, birçok iş yapmaktansa, az ve yavaş tedavi yapmak daha iyidir.
Idrar Yolu Enfeksiyonu Nedir
İdrar yolu enfeksiyonuna iyi gelen bitkisel yöntemler
Özellikle kadınlarda sıkça görülen idrar yolları enfeksiyonu tedavisi için bir takım antibiyotik ilaçlar kullanılmaktadır. Böyle bir rahatsızlığınız varsa elbette doktor kontrolünde bir ilaç tedavisi uygulamanızı öneriyoruz. Ancak ilaç tedavisinin (antibiotik tedavi) etkisini artıran bir de bitkisel tedavi seçenekleri mevcut. Hem Kadınların idrar kaçırma sorununu en aza indirecek hem de idrar yolları hastalıklarını bitkisel yollardan tedavi edebilecek ve Prof Dr. İbrahim Saraçoğlu tarafından önerilen bu bitkisel çözüm yolları nelerdir şimdi bunlara bir göz atalım.
Özellikle kronik idrar yolu enfeksiyonu çekenlerde idrar yolu enfeksiyonları oldukça sık görülmektedir. Bu problem geceleri yatakta ve uykuda idrar kaçırma şikayeti biçiminde görülebildiği gibi gündüzleri idrar kaçırma olarak ta kendisini göstermekte ve pek çok kişinin sosyal hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. Şimdi idrar yolları enfeksiyonuna iyi gelen bitkiler nelerdir ve hangi bitkisel çözümler idrar kaçırmayı tedavi eder buna göz atalım.
İdrar kaçıranlara karnıbahar kürü:
Not: bu kürü kışın yapabilirsiniz
İdrar Gerekli Malzemeler:
- 250-300 gram karnabahar
- 3 bardak içme suyu
- bir adet tencere
Yapılışı
Karnabaharı hafif ateşte kaynar suya atıyoruz ve bu kaynar suda 5 dk kadar tutuyoruz. Karnabahar kışın havalar oldukça soğuk olduğu için, kaynamakta olan suya ilk atıldığında suyu soğutuyor. Bu yüzden, kaynamakta olan suya ilk atıldığında 1 dakika kadar yüksek ateşte suyu kaynar hale getirmekte yarar var. Ancak ondan sonra 5-6 dakika kısık ateşte demlenmesi yapılmalıdır.
Haşlanmış karnabarın suyunun 1 buçuk bardağını sabahları, geri kalanını da akşamları olmak üzere tüketeceksiniz. Aç veya tok karnına içilmesinde sakınca yoktur. Karnıbahar kürünün uygulama süresi 7 gündür. Şayet idrar kaçırma alışkanlığı devam ediyorsa bu küre 3 er günlük aralar vermek suretiyle 3 kez 7 şer gün tatbik edilmesi gerekmektedir. yani 3 er günlük eklemeler ile toplamda 27 günlük bir bitkisel kür olacaktır.
* Karnıbahar kürü uygularken idrarı asidik hale getirmek için bir miktar C vitamini takviyesini de öneriyor.
* Karnıbahar kürü her gün taze olarak hazırlanır; karnabaharın taze olması çok önemlidir! Derin dondurucuda taze olarak saklanabilir.
* Karnıbahar suyunu sıcak tüketmeyin. Bunun yerine hafifçe soğumaya yüz tutmuş ılık içimin daha kolay olduğunu düşünüyorum. Çok Soğuk ya da çok sıcak içilmesini tavsiye etmiyoruz.
Prof. Saraçoğlu, karnabaharın faydaları arasında aynı zamanda kronik idrar yolu enfeksiyonlarına karşı bitkisel çözüm olduğunu da eklemeyi ihmal etmiyor. Karnabahar içerisindeki vitaminler ve mineraller nedeniyle kadınlarda idrar yolları sağlığını güçlendiriyor ve antibiyotik tedavisi gibi geçici etkiler ile iyileşme sağlamak yerine kalıcı bir doğal tedavi imkanı sağlıyor. İdrar yolu iltihabı olan kadınlarda uygulamadan sonra iyileşme sağlansa bile çikolata kisti, polikistik over, kısırlık gibi hastalıklara karşı önleyici olması bakımından karnıbahar kürünün uygulanmasına her yıl bir kez devam edilmelidir.
Saraçoğlu’na göre karnabahar, içinde enfesiyona karşı etkin ve antibakteriyel bir çok aktif madde içermektedir: stigmasterol, vanilic asit, squalene, sinigrin, sinapik asit, quercitrin, quercetin, ferulik asit vb.
Ben denedim, oldukça etkili olduğunu söyleyebilirim. Gelelim diğer bir idrar yolu bitkisel tedavi kürüne:
Kadınlarda görülen idrar yolu enfeksiyonları için oğluotu (Melisa otu) oldukça büyük fayda sağlamaktadır.
Yapılışı:
1 bardak suda, 5 dakika kaynatılan oğluotu, dinlendirildikten sonra, öğleden önce ve öğleden sonra içilir.
İdrar kaçıranlar ve idrar tutma zorluğu çekenler için bitkisel çözüm :
Sarıballıbaba otu : 1 su bardağı suyun içine, 1 tatlı kaşığı sarıballıbaba 1 hafta süreyle günde 1 barkak, bir haftanın sonunda iki günde 1 bardak içilir. Toplam, 25 içimlik kür olarak hergün taze hazırlanacak.
Özellikle kadınlarda sıkça görülen idrar yolları enfeksiyonu tedavisi için bir takım antibiyotik ilaçlar kullanılmaktadır. Böyle bir rahatsızlığınız varsa elbette doktor kontrolünde bir ilaç tedavisi uygulamanızı öneriyoruz. Ancak ilaç tedavisinin (antibiotik tedavi) etkisini artıran bir de bitkisel tedavi seçenekleri mevcut. Hem Kadınların idrar kaçırma sorununu en aza indirecek hem de idrar yolları hastalıklarını bitkisel yollardan tedavi edebilecek ve Prof Dr. İbrahim Saraçoğlu tarafından önerilen bu bitkisel çözüm yolları nelerdir şimdi bunlara bir göz atalım.
Özellikle kronik idrar yolu enfeksiyonu çekenlerde idrar yolu enfeksiyonları oldukça sık görülmektedir. Bu problem geceleri yatakta ve uykuda idrar kaçırma şikayeti biçiminde görülebildiği gibi gündüzleri idrar kaçırma olarak ta kendisini göstermekte ve pek çok kişinin sosyal hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. Şimdi idrar yolları enfeksiyonuna iyi gelen bitkiler nelerdir ve hangi bitkisel çözümler idrar kaçırmayı tedavi eder buna göz atalım.
İdrar kaçıranlara karnıbahar kürü:
Not: bu kürü kışın yapabilirsiniz
İdrar Gerekli Malzemeler:
- 250-300 gram karnabahar
- 3 bardak içme suyu
- bir adet tencere
Yapılışı
Karnabaharı hafif ateşte kaynar suya atıyoruz ve bu kaynar suda 5 dk kadar tutuyoruz. Karnabahar kışın havalar oldukça soğuk olduğu için, kaynamakta olan suya ilk atıldığında suyu soğutuyor. Bu yüzden, kaynamakta olan suya ilk atıldığında 1 dakika kadar yüksek ateşte suyu kaynar hale getirmekte yarar var. Ancak ondan sonra 5-6 dakika kısık ateşte demlenmesi yapılmalıdır.
Haşlanmış karnabarın suyunun 1 buçuk bardağını sabahları, geri kalanını da akşamları olmak üzere tüketeceksiniz. Aç veya tok karnına içilmesinde sakınca yoktur. Karnıbahar kürünün uygulama süresi 7 gündür. Şayet idrar kaçırma alışkanlığı devam ediyorsa bu küre 3 er günlük aralar vermek suretiyle 3 kez 7 şer gün tatbik edilmesi gerekmektedir. yani 3 er günlük eklemeler ile toplamda 27 günlük bir bitkisel kür olacaktır.
* Karnıbahar kürü uygularken idrarı asidik hale getirmek için bir miktar C vitamini takviyesini de öneriyor.
* Karnıbahar kürü her gün taze olarak hazırlanır; karnabaharın taze olması çok önemlidir! Derin dondurucuda taze olarak saklanabilir.
* Karnıbahar suyunu sıcak tüketmeyin. Bunun yerine hafifçe soğumaya yüz tutmuş ılık içimin daha kolay olduğunu düşünüyorum. Çok Soğuk ya da çok sıcak içilmesini tavsiye etmiyoruz.
Prof. Saraçoğlu, karnabaharın faydaları arasında aynı zamanda kronik idrar yolu enfeksiyonlarına karşı bitkisel çözüm olduğunu da eklemeyi ihmal etmiyor. Karnabahar içerisindeki vitaminler ve mineraller nedeniyle kadınlarda idrar yolları sağlığını güçlendiriyor ve antibiyotik tedavisi gibi geçici etkiler ile iyileşme sağlamak yerine kalıcı bir doğal tedavi imkanı sağlıyor. İdrar yolu iltihabı olan kadınlarda uygulamadan sonra iyileşme sağlansa bile çikolata kisti, polikistik over, kısırlık gibi hastalıklara karşı önleyici olması bakımından karnıbahar kürünün uygulanmasına her yıl bir kez devam edilmelidir.
Saraçoğlu’na göre karnabahar, içinde enfesiyona karşı etkin ve antibakteriyel bir çok aktif madde içermektedir: stigmasterol, vanilic asit, squalene, sinigrin, sinapik asit, quercitrin, quercetin, ferulik asit vb.
Ben denedim, oldukça etkili olduğunu söyleyebilirim. Gelelim diğer bir idrar yolu bitkisel tedavi kürüne:
Kadınlarda görülen idrar yolu enfeksiyonları için oğluotu (Melisa otu) oldukça büyük fayda sağlamaktadır.
Yapılışı:
1 bardak suda, 5 dakika kaynatılan oğluotu, dinlendirildikten sonra, öğleden önce ve öğleden sonra içilir.
İdrar kaçıranlar ve idrar tutma zorluğu çekenler için bitkisel çözüm :
Sarıballıbaba otu : 1 su bardağı suyun içine, 1 tatlı kaşığı sarıballıbaba 1 hafta süreyle günde 1 barkak, bir haftanın sonunda iki günde 1 bardak içilir. Toplam, 25 içimlik kür olarak hergün taze hazırlanacak.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)